Yükleniyor...
Yüreğimden Dökülenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yüreğimden Dökülenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ak Parti Arnavutköy Kadın Kolları'ndan Büyük Ayıp

Mayıs 25, 2018 Yorum Yap
Bugün başımdan geçen ve iyi ki yaşandı dediğim bir hadiseyi sizlerle paylaşmak istiyorum. İyiki diyorum çünkü; bu ayıp herkes tarafından bilinmeli diye düşünüyorum.



İftar yemeği sonrası kızımı çocuk parkına çıkardım bir güzel oynadık, eğlendik. Arnavutköy'de yaşayanlar bileceklerdir; eski Hasan Doğan stadının olduğu yerde şimdilerde güzel bir meydan ve çocuk parkı bulunuyor. Bu meydanda iftar sonrası arnavutköy belediyesi ramazan etkinlikleri düzenleniyor ve etkinlik alanında yiyecek - içecek, alışveriş vs. mini dükkanlar bulunuyor. Bunların içerisinde tam çocuk parkında kurulan üç adet dükkan ak parti arnavutköy kadın kolları teşkilatı na tahsis edilmiş ve ilgili kısımda standlar kurmuşlar.



 Parkta bazı çocukların elinde Türk Bayrağı vardı ve haliyle de benim kız da bayrak istemiş bulundu. Velhasıl; Türk Bayrağı dağıtan ak parti arnavutköy kadın kolları teşkilatının standına gidip;

- Merhaba, kolay gelsin bayrak alabilir miyiz ? 

diye sorduğumda sadece teşkilata üye olanlara bayrak verdiklerini söylediler ve ben her ne kadar;

- Çocuk gördü istiyor, siz şimdi bir bayrak vermeyecek misiniz ? 

diye ısrar etsem de standın başındaki sözüm ona ak ablamız;

- Hayır veremeyiz sadece üye olanlara dağıtıyoruz.

diye kendinden emin bir cevap verince bende;

- Tamam anlaşıldı.

deyip oradan ayrıldım ve kızımı eve getirdim. Bileğimdeki K. Atatürk dövmesini görmüş olacak ki sanırım bu sebepten beni bir Mhp'li zannetti. Oysa vatanını seven herkes gibi bende bir Atatürk sevdalısıydım ve bunun siyasi görüşler ile bir alakası olmamalıydı...

Sonra bu olayı yazmaya karar verdim. Çünkü biliyorum ki bu yazıyı bir ak yetkili gördüğünde bana hak verecek ve bu ayıba ayıp diyecektir...

Son olarak diyeceklerim; malüm seçim arefesindeyiz ve tabiki her partinin ilgili kişileri oy kazanmak için çeşitli faaliyetler yürüteceklerdir. Fakat sen çocuk parkına stand kurup ak partiye üye olanların çocuklarına bayrak verip, üye olmayanların çocuklarına vermeyerek bir çocuğun gönlünü kırıyorsan ve hele de bu vermediğin bayrak bir Türk Bayrağı ise senin yaptığın şey bu makalenin başlığında yazandan başka birşey olamaz...



Yarın Üzülmemen için Bugün Unutmaman Gerekenler

Nisan 30, 2018 Yorum Yap


Sana Söylenenleri ve Yapılanları Asla Unutma..

Kendini İyilik Elçisi Zanneden ve Mesele Kendisi ile ilgili Olmayan Her Konuda Fikir ve Yorum Sahibi Olanları Unutma..

Kendilerine bakmadan seni eleştirenlerin söylediklerini asla unutma fakat kafaya da takma..

O ne dedi bu ne diyecek diye geçen onca zaman ve onca derdin sıkıntının sonrasında; bu hayata sadece kendin için geldiğini ve ölünceye dek en önemli şeyin sadece kendin olduğunu asla unutma…

Kin tutamayan sen; sular durulunca hemen yumuşadın, hemen affettin ve  hemen unuttun. Fakat senin en ufak hatanı bile hiç unutmayıp her defasında dile getirenlerin söylediklerini ve yaptıklarını Asla Unutma…

Denedin ve gördün; en yakınındaki insan bile az bir yokluk görmeye dursun hemen huzursuzluk çıkarıp, sırt çeviriyor. Oysa biraz para gösterdiğinde hemen yumuşayıp yelkenleri indiriyor. Sana paracıl değil insancıl kişiler gerek unutma..

Para, alkol yada uyuşturucu kötü şeyler olsa da, insanlar kadar kötü olmadığını ve insanlar tarafından yapıldığını unutma..

İnsanlar kötüdür, insanlar nankördür ve insanlar iyiliği hemen unuturken, kötülüğü asla unutmazlar. Seçim yapman gerektiğinde ya hiçbişey yapma yada kötü insan olmayı tercih et, yoksa sonra üzülen  sen olacaksın unutma…

Bir zamanlar ölmeyi ve öldürmeyi istemiş olsanda, onlar ne hapis yatmaya nede ölmeye değecek insanlar asla olmadılar. Şimdi bunun farkına varmış olarak “iyiki” diyerek yaşa..

Verdiğin yanlış kararların seni bugün nasıl bir noktaya getirdiğini ve tüm bu sıkıntıların sebebinin kendi yanlış kararların olduğunu Asla Unutma..

Kimseye bağlı kalma, kimseye mecbur hissetme ve kendini asla kısıtlama.. Kimseyi kazanmaya çalışma ve imkanlarını değil, seni sen olduğun için seven insanlara zaman harca.

KENDİNE HEDEFLER BELİRLE ve BU HEDEFLER İÇİN YILMADAN ÇALIŞ, EĞLENCEYİ HEP ERTELE FAKAT İŞLERİ ASLA...

ve


DÜŞÜNMEDEN KONUŞANLAR, KONUŞTUKTAN SONRA DÜŞÜNMEYE MAHKUMDURLAR UNUTMA..!

Kaderimiz Kimin Elinde ?

Nisan 08, 2018 Yorum Yap
Yarın ne olacak diye düşünmekten bugünün tadını çıkaramıyoruz çoğu zaman...

İnsan çocukluğunda biran önce büyümek ister, büyüyüp özgürce istediği gibi doyasıya yaşamak, oysa çocukken özgürdür insan; bilmez ki büyüdüğünde başlar sıkıntılar. İlk telaşesi okul yıllarıdır biran önce bitirip işe atılmak ister. İş hayatına başladığında hiç bitmeyen yükselme arzusu ve hep daha çok kazanma hırsı ile geçen her gün biraz daha haklaştırır o kaçınılmaz güne ve her istediğini yaparken geçen günlerin ardından sadece yapabileceği şeylerle mutlu olabilen insan oluverir.

Bazen düşünüyorum da aslında her insanın hayatta iki seçeneği var ya huzurlu ve mutlu bir hayat yada çok şeye sahip olma arzusu ile sürdürülen ve sürekli mutlu olmak istenilen bir hayat..

Huzur ve mutluluk isteyen hemen herkesin sahip olup koruyabileceği bir seçim lakin çok fedakarlık da gerekiyor. Öte yandan huzur ve mutluluğa nasıl sahip olunabileceği de bir diğer önemli husus. Şahsen ben; onca çalkantılı günlerin ardından bugünüme bakarak tek huzur ve mutluluk kaynağımın ailem olduğunu gayet emin bir şekilde söyleyebiliyorum. Hani deseler falanca milyarder tüm mirasını sana bırakacak ama gidip bir daha geriye dönmeyeceksin, 1 saniye düşünmeden reddederim. Para ve şöhret insanın hayatında birkaç kez sahip olabileceği ve bazen birkaç kez kaybedebileceği şeyler iken, hayatımızdaki sevdiğimiz insanların yeri asla dolmuyor ve bir kere kaybettin mi bir daha yerine kimse konmuyor...

Aslında bugün farklı bir konudan bahsetmek istiyordum fakat sözcükler bir biri ardına sıralanıp okuduğunuz bu dizeleri oluşturur verdiler. Gerek iş yoğunluğu gerek ailesel faktörler sebebiyle uzun zamandır makale yazamıyorum. Fakat birkaç gün önce başımdan geçen bir olay sonrası mutlaka yazmalıyım diye düşündüm.

Bir süredir olumsuzluklar peşimi bırakmıyor, gerek yapmaya çalıştığım işler gerekse aile ve eş dost ortamında yaşanan sıkıntılar beni bir hayli çıkmaza soktu. Helede yıllardır beynimi esir alan kaygı bozukluğu denen bir illet hayatımı mahfetmeye fazlasıyla yetiyor. Annemin çok kullandığı bir laf var; "boşa koyuyorum dolmuyor, doluya koyuyorum almıyor" tam anlamıyla beni anlatan bir söz haline geldi ve bu sıkıntılardan nasıl kurtulacağım ? nerede yanlış yapıyorum ? neden hayatım düzene girmiyor diye düşünürken sevdiğim birkaç insanın ısrarları üzerine bir hocaya gitmeye ikna edildim..

Konuyu oraya getireceğim ki; cinler hayatıma müdahale ediyor olabilir miydi ? Kimine göre kesinlikle onlar sebebiyle hayatım böyle kötü gidiyor, bana göreyse yaptığım yanlış seçimler ve verdiğim yanlış kararlar yüzünden hayatımı kendi ellerimle bu noktaya getirdim. Lakin hayatımdaki yanlış kararların sebebi çoğunlukla yaşadığım psikolojik rahatsızlıklar diye düşünüyorum...

Velhasıl; gittiğim hoca Allah dostlarından ve peygamber soyundan gelen bir zat imiş. Onca işimin arasında gittim hoca efendiyi görmeye fakat gördüklerim karşısında hayatımdaki en büyük zaman kayıplarından birini yaşadığıma emin oldum...

Kaderimiz Kimin Elinde ? diye başladığım bu yazıyı şuraya getireceğim; kaderimiz bizim elimizde öyle ki; birşeyi konuşmadan yada yapmadan önce düşünmezsek sonrasında mecburen düşünmek zorunda kalıyoruz. Çoğu beş para etmez insanı kendimiz gibi iyi zannediyor, menfaatler bitiminde yaşadığımız üzüntülerle bir daha kimseye güvenmeyeceğim deyip sonra yine birilerine güveniyor ve yine yanılıyoruz..

Paranın değil sadece huzurun peşinde koşarak ve kendini yarış atı zanneden sözüm ona eşşekleri hayatımıza sokmayıp, yanımıza yöremize sokulmuş olanlarında kıçına tekmeyi vurup sadece ailemiz vc bizi biz olduğumuz için seven dostlarımıza zaman ayırarak yaşadığımızda asıl mutluluğu yakalayacak, başarılı bir hayata giden o yola kesinkez girip bir daha başka yollara ve çıkmaz sokaklara sapmayacağız... 

Esen Kalın.

Kimi Gittiği Yeri Mutlu Eder, Kimi Terkettiği Yeri

Ocak 16, 2018 Yorum Yap
Herkesin kendi başrolünü oynadığı hayat filminde her yeni günü düne nazaran daha mutlu yaşamak, daha fazla umutla geçirmek isteriz. Fakat hayat bize her zaman istediklerimizi vermez. Bazen acı tecrübeler yaşamamızı ister ki; bunları yaşamamızda gerekir. Zira zaman armutları olgunlaştırır, bizlerse yaşayıp tecrübe ettikçe filizleniriz...

Her ne kadar sıkıntılı günler bizleri yarınlara daha güçlü hazırlıyor olsa da; kimi zaman öyle insanlar tanırız ki şu ünlü söz gelir aklımıza; "Kimi gittiği yeri mutlu eder kimi terkettiği yeri.."  ne de güzel söylemiş ünlü şair Oscar Wilde.

Kendini hep haklı gören, herşeye itiraz eden, sadece ben diyen ve sizi değersiz gören menfaatçi insanları derhal hayatınızdan çıkarın. Hemde öyle bir çıkarın ki bir daha yanınıza yaklaşacak yüzleri de cesaretleri de olmasın. Çünkü bunu yapmazsanız muhtemelen onları tanıdığınız güne lanet edeceksinizdir..

En Kötüsü Anlaşılamamaktır

Ocak 07, 2018 Yorum Yap
Bir kere bile yanınıza gelip bir derdin mi var diye sormayan ama her hatanızda sizi yargılayan ve olmadığınız ortamlarda da falanca var ya diye başlayıp hatalarınızı insanlara anlatmayı dedikodu  yapıp fitne fesat dağıtmayı seven, bundan başka hayatta keyif aldıkları birşeyleri olmayan insanlar vardır hani...



Sorunlarını, dertlerini kolay kolay kimseye açmamalı insan. Nasıl ki zaaflarımızı insanların bilmesini istemediğimiz gibi; fitneci fesat insanların da sağda solda ağzına sakız yapmaması adına sıkıntılarımızı birilerine anlatmayı bir kenara bırakın evde aile ortamında bir çekişme olduğunda bile bağıra çağıra haykırmamalı insan.

Çünkü emin olun sizin sıkıntılarınızı öğrenmekten ve bunu dillendirmekten keyif alan insanlar mutlaka var ve bu insanlar bazen hiç beklemedikleriniz bile olabiliyor..

Bir sorun ne kadar çok dillendirilir, anlatılırsa o kadar fazla artar diye düşünüyorum kendi hayatıma bakarak. Hatta bu son dönemde yaşadığım sıkıntılar o kadar arttı ki acaba büyü altındamıyım diye bile düşünmüyor değilim. Saçma geliyor biliyorum fakat derdine çare bulamayan insan her yolu denemek ister, bazen sonucunu çok iyi bildiği şeyleri bile...

Velhasıl; derdi olup da çare bulamayan insan girdiği arayışlarda kendini de kaybediyor helede etrafında onu anlayan insanlar yok ise..