Yükleniyor...
Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Depresyon Nedir? Nelere Sebep Olabilir? ve Nasıl Tedavi Edilir?

Mayıs 16, 2018 Yorum Yap
Depresyon kısaca; duygulanımda ve elem tarzında çökkünlük, ilgi ve istek kaybı, olumsuz düşünceler ve davranış bozuklukları ile belirli çeşitli ruhsal ve bedensel belirtilerle kendini gösteren psikiyatrik bir hastalık olarak tanımlanabilir.




Depresyon nelere sebep olabilir ?

Yaşam kalitesini düşürür: Kişinin yaşama sevinci azalır, günlük işlerinden ve insan ilişkilerinden zevk alamaz hale gelir, iştah azalır ya da artar fakat yediklerinin tadını alamaz. Depresyondaki bir insan sıklıkla yoğun sıkıntı, isteksizlik, kararsızlık, yetersizlik ve çaresizlik hisseder. Uyku bozuklukları, cinsel isteksizlik, iştah bozuklukları, halsizlik gibi olumsuzluklar görüldüğünden günlük yaşamı mahfedebilir.

İş hayatını büyük ölçüde etkiler ve parasal kayıplara sebep olur: Kişinin çalışma isteği kaybolur, en sevdiği uğraşları bile anlamsız geliyordur, işine yoğunlaşmasında güçlük vardır. Zaman zaman tabloya eklenen huzursuzluk sinirlilik ve alınganlık iş ortamında kişiler arası ilişkilerin bozulmasına neden olabilir. Buna sıklıkla ast ve üstleriyle çatışmalar da eklenir.

Uyum bozukluğuna sebep olur: Depresyondaki bir hastada sosyal çekilme, içe kapanma, yalnız kalmayı tercih etme, dost ve arkadaşlarından uzaklaşma görülür. Depresyon uzun sürdüğünde kişi sosyal statüsünü kaybetme ile karşılaşabilir.

Alkol ve/veya madde bağımlılığı başlayabilir: Depresyon sebebiyle yaşanan sıkıntı ve acıları giderebilmek için kişi sıklıkla alkol, uyuşturucu madde ya da sakinleştirici ilaçları bir gereklilik olarak görebilir. Bu bağımlılıklar ile geçici olarak da olsa sıkıntılar azalmıştır. Ancak hem öğrenme davranışı hem de alkol ve kullanılan maddenin bağımlılık yapıcı etkisi ile kötü kullanıma geçiş çok kolay olur.

İntihar girişimleri yaşanabilir: Depresyonun ağırlaşması ile kişi dayanılmaz bir acı çekmeye başlar, kabul edilen en geçerli intihar sebeplerinden birisi bu acılardan kurtulmaktır. Ölüm tek kurtuluş olarak görülmektedir.

Depresyonun sıklığı nedir?

- Depresyon en yaygın ruhsal hastalıklardan biridir. 
- Her yaş grubunda görülebilir. 
- Depresyon kadınlarda erkeklerden iki kat fazla görülür 
- Depresyon 50 yaşın üzerinde ölüm hızını dört kat arttırır. (Depresyonda olan kalp hastalarında ölüm oranı, olmayanlara göre 4 kat daha fazladır.)
- Toplumda yaygınlık oranı : erkekler için %2-3, kadınlar için % 4,5-9,3 ‘tür. 
- Kalıtımsal etkenler önemlidir. Ailevi yüklülüğü olanlarda depresyon 1.5-3 kat daha fazladır.
- Yaşlı nüfusta (> 65 yaş) en sık psikiyatrik sorundur.
- Yaşlı nüfusun % 10-15'inde anlamlı derecede depresif belirti vardır.
- Depresyon görülme sıklığı ırk, kültür, ülke, coğrafi bölge farklılığına göre anlamlı olarak değişmez, hemen her yerde aynı orandadır.

Depresyon tedavisi nerede yapılmalıdır?

Hastalığın sık görülmesi nedeniyle birinci basamak sağlık kurumlarında yani sağlık ocakları ve aile hekimlerince yapılmalıdır. Gerektiğinde Psikiyatri uzmanı tarafından tedavi edilmelidir.

Hastalar neden hekime depresyon nedeniyle başvurmazlar?

Hastalığın inkarı ve sosyal anlamda etiketlenme korkusu

Depresyona sebep olan faktörler nelerdir?

Kalıtım
Nörokimyasal değişiklikler (Noradrenalin, Dopamin, serotonin)
Gelişimsel nedenler (Psikodinamik) (Erken çocukluk kayıpları, temel güven duygusunun kaybı, vb..)
Bilişsel-davranışçı kuramlar: Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin kendisi, dünya ve geleceği ile ilgili olumsuz algılamaların olması)

Depresyonun alt tipleri:

Melankolik özellikli: Halsizlik, uykusuzluk, iştahsızlık, huzursuzluk ön plandadır.
Psikotik özellikli : Sanrı ve hallusinasyonların eşlik ettiği depresyonlardır.
Mevsimsel özellikli : Arka arkaya en az iki depresyonun yılın aynı mevsiminde ortaya çıkması. Genellikle sonbahar ve kış aylarında görülür, ilkbahar ve yaz aylarında iyileşme olur.
Doğum sonu depresyonu : Doğumu takiben ortaya çıkan depresyondur.
Distimi : En az iki yıl süren hafif şiddette depresyondur.

Depresyon belirtileri nelerdir?

Çökkün duygudurum (elem, keder)
İlgi, istek kaybı: Önceden yapmaktan zevk aldığı iş ve uğraşılardan zevk alamama.
İştah değişiklikleri: İştahda artma ya da azalma olabilir.
Cinsel ilgi azalması: Cinsel isteksizlik.
Uyku değişiklikleri: Uykuda azalma (uykuya geç dalma, gece uyanmaları ya da sabah erken uyanma), uykuda artma (Erken uyuma, geç kalkma, gündüz uyuma isteği)
Enerji kaybı, halsizlik: Günlük işleri yaparken güçlük çekme.
Bedensel belirtiler: Çarpıntı, nefes alamama, boğulacak gibi olma, uyuşma ve karıncalanmalar, bayılma hissi, bel ağrıları, baş ağrısı
Anksiyete (kaygı): Kendi başına bir hastalık olmasına karşın, bir belirti olarak depresyona eşlik eder. Kötü bir şey olacakmış hissi olarak tanımlanabilir.
Bellek ve konsantrasyon güçlükleri : Dikkatini toplamada güçlük, dalgınlık, unutkanlık, kendini bir işe verememe şeklinde görülür.
Sinirlilik: Önceden makul karşıladığı durumlara sinirlilik davranışı gösterme.
Suçluluk duyguları: Önceden yaptığı hataların anımsanması ve bu nedenle kişinin kendini suçlaması, günahkar görmesi.
Yetersizlik çaresizlik Düşünceleri: Kişi kendini yetersiz, çaresiz, değersiz görmeğe eğilimlidir.
Ölüm düşünceleri: Kişinin aklına sık sık ölüm düşünceleri gelmektedir, bazen “ ölsem de kurtulsam” şeklinde düşündüğü olur.

Depresyonun Seyri

Majör depresyon hecmelerle seyreder
Tedavi edilmediğinde 9-12 ay kadar bir sürede kendiliğinden iyileşir ya da kronikleşebilir.
% 5-10 ‘ u manik hecme geçirebilir.
Stres etkenleri depresyon hecmelerini tetikleyebilir.

Depresyon Nasıl Tedavi Edilir

İlaç Tedavileri
Psikoterapiler (Dinamik, Bilişsel, Davranışçı)
Diğer tedaviler (Elektrokonvulzif tedavi, ışık, uyku tedavisi)

Sonsöz

Depresyon deyip geçmemek lazım, zira insanı ölüme kadar götürebilen bu hastalık kişinin kesinlikle kendi başına aşabileceği bir durum değildir. Her ne kadar ilaç ve psikoterapiler ile tedavi edilebiliyor olsa da hasta yakınlarına da büyük görevler düşmektedir ve tedavi olup iyileşmiş bir depresyon hastası ailesi ve yakınları tarafından titizlikle takip edilmez ise hastalık büyük oranda yeniden nüksedebilir.

Ayrıca Dr. Serkan Karaismailoğlu'nun depresyonu yenmek isimli bir videosundaki şu sözleri en basit haliyle olayı özetlemektedir;


Dışarıdan anlaşılmasada depresyona girmiş insanlar büyük bir mücadele vermektedir. Depresyondaki bir insana; "Neden bu kadar karamsarsın baksana dışarıda mükemmel bir hayat var" demek,  Nefes darlığı çeken bir insana; "Neden bu kadar zorlanıyorsun ki baksana dışarıda her yer hava" demek gibidir. Yani mesele sanıldığı kadar basit değildir ve bu insanların ciddi desteğe ihtiyacı vardır..

Sağlıklı ve sorunsuz bir yaşam dilekleriyle..


Gereksiz Şeylere Kafayı Takmak - Obsesif Kompulsif Bozukluk

Ocak 25, 2018 Yorum Yap

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir ?

obsesif-kompulsif-bozukluk

Takıntılı olma durumu, Obsesif olmak. Takıntı insanın aklına istenmeden, elinde olmadan gelen rahatsız edici düşüncelerdir. Bu düşünceler geldiği zaman kişide büyük bir sıkıntı oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için kendini yapmaktan alıkoyamadığı ve saçma bulduğu yineleyici hareketler yapmaya başlar.




Takıntılı düşüncelerin günlük yaşamımızı etkileyecek, günlük aktivitelerimizi kısıtlayacak düzeye gelmesi durumunda Obsesif  Kompulsif Bozukluk (OKB) adı verilen ruhsal hastalık akla gelmelidir.

Kişiden kişiye göre ve hastalığın seyrine göre farklılıklar göstermekle beraber; acaba ocağın altını kapatmış mıydım ? acaba kapıyı kilitlemiş miydim ? vb. takıntılar sürekli olarak yaşanıyorsa hastalığın belirtilerinden sayılabilir.

OKB benimde yaşamakta olduğum bir rahatsızlık ama bendeki belirtileri çok fazla değil fakat yineleyici ve bir türlü kurtulamadığım birkaç takıntım var. Mesela; sabah uyandığımda yatağın sol tarafından kalkarsam kötü şeyler olacak veya gardrobun kapağını açık bırakırsam başıma olumsuz şeyler gelir mutlaka kapatmalıyım gibi bakıldığında oldukça saçma olan fakat beynime yer etmiş ve o anı her yaşadığımda eğer her zaman yaptığım gibi yapmazsam saatlerce beynimde takıntılara sıkıntılara ve baş ağrısına sebep olan gerçekten hayatı etkileyen kötü bir rahatsızlık..

Birde mükemmelliyetçilik boyutu var, aslında bunun bazı faydaları olsa da yine de hayatı zehir ediyor. Sağda solda dağınık duran şeyleri mutlaka düzenleme, yamuk  duran bir süs yada eşyayı düzeltme isteğinin önüne geçememek gibi..

OKB'nin hayatı olumsuz etkileyen en kötü tarafı ise; örneğin televizyon seyrediyorsunuz fakat o esnada beyninizde istemsizce oluşan takıntılı düşünceler sizi öyle kontrol altına alıyor ki bir süre sonra televizyona bakıyor olsanızda aslında seyretmediğinizi ve dinlemediğinizi farkediyorsunuz.

Aynı şekilde iş yerinde çalışırken o an elinizde bir iş olmasına karşın aklınızda engel olamadığınız takıntılı düşünceler başladığında ne yaptığınızın bile farkına varamıyor, bir süre sonra ben ne yapıyorum ya diye kendinize soruyorsunuz.

Bu konuda da benim en çok yaşadığım şey mesela mutfağa su içmeye gidiyorum lakin aklımda o an başka düşünceler olduğundan mutfağa gittiğimde oraya ne için gittiğimi bir an unutuyorum. Bir süre düşünsemde aklıma gelmiyor fakat odama geri döndüğümde farkediyorum su içmek için gitmiştim sonra tekrar gidip suyumu içiyorum. Aynı şeyler sadece su içmeye gittiğimde değil bazen markete gittiğimde ne alacağımı unutmak veya evde diğer odadan birşey almaya gittiğim bazı zamanlarda da oluyor.

Bu sıkıntıları yıllarca kendi kendime aşmaya çalışsamda malesef  kendim bir türlü yoluna koyamadım sonuç olarak da bu sıkıntı ile yaşamayı öğrendim. Her ne kadar hayatımın bir çok alanında beni zora sokuyor olsa da artık şikayet etmek yerine gülümseyerek karşılıyorum böylelikle bir nebze de olsa kendimi rahatlatabiliyorum.

Araştırmalarım sonucu kenevirden elde edilen CBD yağının psikolojik rahatsızlıklara karşı da faydalı olduğunu öğrendim ve kullanmayı düşünüyorum lakin tam olarak emin olamadığım için kullanıcı yorumlarını araştırıyorum ve psikolojik rahatsızlık sebebi ile kullanan kişiler ile konuşuyorum. Eğer gerçekten faydalı olduğuna emin olabilirsem kendim de alıp deneyeceğim ve eğer gerçekten faydasını görürsem aynı arayış içinde olan insanlara faydalı olabilmek adına sonuçları bloğumda paylaşacağım. " Kenevirden Elde Edilen Cannabidiol - CBD Yağının İnsan Sağlığına Faydaları " başlıklı makalede bu konuyu paylaştım.

OKB hastalığı olanlar; asla ümitsiz olmayın ve bu sıkıntıyı yenemiyorsanız bile onunla yaşamayı öğrenin. Onun hayatınızı zindan etmesine izin vermeyin ve her sıkıntı anında öfkelenmek yerine gülümsemeyi deneyin. Emin olun gerçekten faydasını göreceksiniz. 

Konuyla alakalı yorumlarınız varsa alt tarafta yorumlar kısmında paylaşırsanız sevinirim.

Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Nedir ? Belirtileri Nelerdir ?

Ocak 11, 2018 Yorum Yap
Anksiyete, diğer adıyla kaygı bozukluğu demektir. Bir problemle karşılaştığımızda kaygılanabiliriz, bu normal sayılabilir. Ancak anksiyete bozukluğu yaşayan kişilerin kaygıları, normal bir hayat sürdürmesini engelleyecek kadar yoğundur. Ben kabaca; insanın beyni ile hayatı boyunca devam eden savaşı olarak yorumluyorum..



Bir hastalık düşünün dışarıdan bakıldığında ilgili doktorlar dışında kimsenin fark edip adını koyamadığı ve hastanın da kimseye anlatamadığı ancak beyninin içini bir fare gibi kemiren illet bir hastalık.

Öyle ki; hayatın her alanında insanı olumsuz etkileyen, sağlıklı düşünmeyi, sağlıklı karar verebilmeyi engelleyen ve çok saçma olduğunu bildiği halde beynin dürtülerine engel olunamayan lanet bir hastalıktır kaygı bozukluğu. İnsana hayatın her alanında hatalar yaptırır sonra bu hatalardan dolayı suçluluk hissettirir ve kimseye durumunu anlatamadığı için de sürekli sıkıntıları içine atar insan. Birikir birikir ve öyle bir noktaya gelinir ki artık hayatın anlamsızlığını düşünmeye başlar insan..

Geleceğe dair yapılan planlar ve kurulan hayaller birer birer yok olur, yaşama sevinci kaybolur. Günden güne dibe çökersin de; en yakınındaki insanlar bile seni anlayamadığı için her gün biraz daha erirsin. Sosyal hayatı tamamen bitirir, arkadaş ve aile ilişkilerini yok eder. Hele de alkol yada madde bağımlılığına yöneltmişse seni işte o zaman içinden çıkılamaz derecede tüketir insanı..

Çünkü insanlar sadece yargılarlar, bir derdin mi var diye sormadan ve anlamaya çalışmadan sadece yaptığın hatalardan dolayı yargılar ve aşşağılarlar. Sen zaten kendi karanlığında günden güne tükeniyorken birde insanların acımasızca ithamlarıyla mücadele etmek zorunda kalırsın. Sağlık sorunları yaşarsın, doktora gider tahlil yaptırır bir sorun olmadığını fakat stres ve sıkıntı sebebiyle olduğunu söyler doktor ve stresten uzak kalmanı da ekler. Fakat bunu nasıl başaracağını kimse söylemez, hergün beyninin içinde dolaşan soru ve sorunlara bir yenisi daha eklenirken nasıl stresten uzak kalınabilir ki ? diye düşünürken de ayrı bir stres yaşar durursun...

İnternette biraz araştırma yaptığımda forumlarda kaygı bozukluğu yaşayan bazı insanların yorumları ise şöyle;

Lavinia19:

Yıllarca savaş verdım bu hastalıkla... önce okb olarak başladı.. takıntılar takıntılar takıntılarr....... 2 seneden fazla ilaç kullandım ve geçti... 2 seneyı nefes alarak geçirdım gerçekten.. neredeyse sıfır takıntıyla ...yapamadığım yarım kalan herşeye yenıden başladım.. okulumada .. ve herşey harıka derken yenıden sarmaya başladı bu illet benı...ama bu defa farklı bi yüzüyle .. takntılarım yok denecek kadar az ya da ben öle sanıorum bılmıyorum ama bu defada yaygın anksiyete belırtılerım var.. herşeyın en kötüsünü düşünüp inanıorum..1 aydır nefes alamıyorum yıllar sonra bı ilişkim oldu ve mahvolmak üzere zaten en büyük anksiyeten de bu.... benım gıbı bunları yaşayanlar varsa konuşmak istıyorum... çünkü benı kımse anlamıyor şu an ...

mk325:

Ben de uzun yıllardır okb hastasıyım. çok kez doktora gittim, 1.5 yıl ilaç kullandım ama pek bi faydasını görmedim açıkçası. yakın zamanda askere gitmem gerekiyor o yüzden okb lilerin askerlik durumunu öğrenmek için bu foruma girdim ve benim durumumda olan bir çok kişi olduğunu gördüm. evet bu hastalık berbat; ama en azından bir tek ben değilmişim bunu bilmek de iyi birşey sonuçta. kimsenin seni anlamayışına gelince, evet bu hastalığın belki de en kötü yanı bu. verem ya da kanser olsanız insanlar sizin için üzülür ellerinden geleni yapmaya çalışırlar. ama okb ya da başka bir psikolojik sorununuz olunca herkes üzerinize üzerinize gelir. bu biraz da insanların eğitim ve kültür seviyesiyle de alakalı maalesef :/

Anksiyete:

Anksiyete hastalığı ben de de var adımdan da anlaşıldığı gibi, illet bir hastalık gerçekten ,düzenli ilaç tedavisiyle geçiyor diyorlar ama ben de umutsuzum, benimde çok büyük kaygılarım var,çok korkuyorum gerçekten de bizi bizden ve doktorlardan başka kimse anlayamıyor.

Bunlar sadece birkaç tanesi ne yazık ki binlerce insan bu hastalığın pençesinden kurtulmaya çalışırken kendini kaybediyor..


Beyni sürekli meşgul eden kaygılar, hiç geçmeyen ölüm korkusu ve her an kötü birşeyler olacakmış hissi bir zaman sonra insanın yaşama sevincini ve gelecek hayallarini yok ettikten sonra ölüme karşı bir özlem duygusu başlıyor. Sabırsızlanıyor insan ölmek için ve yolunu aramaya başlıyor. Hele de birkaç intihar girişimi de başarısızlıkla sonuçlanınca ölmeyi bile beceremiyorum diye mahfoluyor ve çok daha karmaşık düşüncelere dalıyor. Acımasızca yargılayan ve mutluluğumuzu çalan insanlara karşı bir öfke ve şiddet duygusu başlıyor....