Yükleniyor...

Tüm Yönleriyle Bonzai Nedir?

Haziran 18, 2018 Yorum Yap
Uzun süre üzerinde çalıştığım ve özel olarak hazırladığım bonzai yazı dizisinin ilk makalesidir. Bu makalede; bonzai nedir? bonzai nasıl etki eder? gibi sorular yanıt bulmaktadır.



Bonzai; esrarın yol açtığı belirtilere benzeyen etkileri olan psikoaktif sentetik bir maddedir. Esrarın yol açtığı belirtilere benzeyen etkiler derken yanlış anlaşılmasın kısmen benzer etkilerdir. Zira; esrar ve bonzai uzaktan yakından alakası olmayan maddelerdir ve en basit örneği ile; esrar bir bitkidir toprakta büyür, yetişir ve hasat edilir. Fakat bonzai tamamen laboratuvarda insan eli ile üretilmektedir.

Ülkemizde 2010 yılı ve sonrası hızla yayılmaya başlayan bu uyuşturucunun tarihçesini araştırdığımda farklı farklı açıklamalar olduğunu gördüm. Bir doktor; bonzai uyuşturucu maddesinin ilk 1950'lerde Rusya'da narkoza benzer bir madde olarak üretildiği fakat sağlığa zararı olduğu anlaşılınca tıpta yasaklandığı ve sonrasında uyuşturucu madde olarak dünyaya yayıldığını yazmış ve yine bir başka doktor ise; 1985 yılında Amerika'da esrarın sakinleştirici, uyutucu, iştah açıcı etkilerini taklit edecek bir madde üretebilmek amacı ile ilk kez üretildiğini yazmış. Aslına bakılırsa Bonzai ilk nasıl ve nerede üretildi? sorusuna bilen de bilmeyen de birşeyler yazmış. Lakin şahsen bana mantıklı gelen gerçek; esrarı laboratuvarda üretebilmekti...

Aslına bakılırsa kısmen başarılı olunmuş çünkü bonzai maddesi aynı esrar gibi iştah açıcı etki yapmaktadır, esrar gibi sakinleştirmekte ve insanı derin düşüncelere sevk etmektedir. Fakat esrar gibi uyutucu değildir tam tersi insanı ayakta baygın hale sokar. Esrarı çok fazla içerseniz derin bir uykuya dalarsınız ancak bonzai'yi çok değil biraz bile fazla içerseniz tabiri caizse; "nefes alan bir ölü" olursunuz..

Türkiye'de 2010 ve sonrası günden güne kullanım oranı hızla artmakta olan bonzai uyuşturucu maddesi ilk zamanlar 3 gramlık paketler halinde ülkeye sokuluyor ve bu şekilde paketler halinde satılıyordu. Yetkililer böyle bir maddeden habersizdi ve rahatça satılıyor, içiliyordu. Fakat sonradan işin rengi ortaya çıkmaya başladığında artık kullanıma hazır paketler halinde ülkeye sokulamadığından sıvı olarak bir şekilde ülkeye sokuluyor ve ülkemizde de bu sıvılar çeşitli çözeltilerle çözülüp bitki ile harmanlanıyor ve sonuç olarak bugün hala daha insanları zehirleyen bu madde ortaya çıkıyor. 

Yani bonzai kesinlikle bir bitki değildir. Uyuşturucu madde bulunan sıvı; çimenle hatta tütünle bile harmanlansa sonuç olarak aynı etkileri yapan bir uyuşturucu ortaya çıkıyor. Şöylede bir gerçek var ki; ülkemizde merdiven altında üretildiği için çözelti olarak aseton, fare zehiri, vs. kullanıyorlar ve böylece zaten zararlı olan bu madde kat kat daha zararlı hale geliyor.

Bonzainin başlıca etkileri ; aşırı endişe, algıda değişiklikler, varsanılar, gevşeme, şüphecilik, kolay yönlendirilebilme, yükselmiş duygu durum, gerçeği değerlendirebilme becerisinde azalma, olayları algılayabilmede sorunlar, aşırı reaksiyon gösterme, bağımlılık, kusma, ağızda kuruluk, çekilme belirtileri, kalp atım hızında artma, çarpıntı, kan basıncında artma, kalp krizi, huzursuzluk ve akıl karışıklığıdır.

Bonzai diğer uyuşturucularla kıyaslandığında eroin kadar hatta belki eroinden bile daha fazla bağımlılık yaptığını söyleyebiliriz. En kötü tarafı ise her içimde bir öncekinden daha fazla içilir. Çünkü vücutta tolerans ortaya çıkar ve kafa yapıcı etkiyi yaşayabilmek için her içimde bir öncekinden daha fazla içilmesi gerekir. 

Basit bir örnek ile; bugün bonzai minimum 10 TL'ye temin edilebiliyor ve 10 TL'ye alınan bu madde ortalama 0,4 gr civarlarındadır. Bonzai kullanmaya yeni başlamış bir kişiye bu 0,4 gr madde bir gün boyunca yeterli gelecektir. Fakat kullanmaya devam ettiğinde aynı oranda madde yarın yarım gün yeterli gelecek, ertesi gün birkaç saat yeterli gelecek ve belli bir süre kullanmaya devam ettikçe başta bir gün boyunca yeterli gelen orandaki maddeyi tek seferde içer hale gelecektir. Bu gerçek hiçbir zaman değişmez ve başta 10 TL ile geçirilen bir gün sonra sonra 100 TL'yle bile geçirilemeyecektir. Sonuç olarak bonzai bağımlıları önce hırsızlık sonra torbacılık yani uyuşturucu satıcılığı yapmaya başlayacaklardır...

Yararlandığım Kaynaklar; www.bilkent.edu.tr  / Dr. Fikret Özgür

Bonzai yazı dizisinin ikinci makalesi olan "Bonzai Bağımlılığını Bonzai Bağımlılarından Dinleyin" başlıklı makalede A'dan Z'ye bağımlılık süreci ile alakalı gerçek kişilerden elde edilen geniş bilgiler sunacağım. Bu makaleyi şuan hazırlamaktayım ve biter bitmez yayında olacak. Makaleyi okumak için bloğumu takipte kalın.

Sevgiler..


Ak Parti Arnavutköy Kadın Kolları'ndan Büyük Ayıp

Mayıs 25, 2018 Yorum Yap
Bugün başımdan geçen ve iyi ki rast geldiğim bir hadiseyi sizlerle paylaşmak istiyorum. İyiki diyorum çünkü; bu ayıp herkes tarafından bilinmeli diye düşünüyorum.



İftar yemeği sonrası kızımı çocuk parkına çıkardım bir güzel oynadık, eğlendik. Arnavutköy'de yaşayanlar bileceklerdir; eski Hasan Doğan stadının olduğu yerde şimdilerde güzel bir meydan ve çocuk parkı bulunuyor. Bu meydanda iftar sonrası arnavutköy belediyesi ramazan etkinlikleri düzenleniyor ve etkinlik alanında yiyecek - içecek, alışveriş vs. mini dükkanlar bulunuyor. Bunların içerisinde tam çocuk parkında kurulan üç adet dükkan ak parti arnavutköy kadın kolları teşkilatı na tahsis edilmiş ve ilgili kısımda standlar kurmuşlar.



 Parkta bazı çocukların elinde Türk Bayrağı vardı ve haliyle de benim kız da bayrak istemiş bulundu. Velhasıl; Türk Bayrağı dağıtan ak parti arnavutköy kadın kolları teşkilatının standına gidip;

- Merhaba, kolay gelsin bayrak alabilir miyiz ? 

diye sorduğumda sadece teşkilata üye olanlara bayrak verdiklerini söylediler ve ben her ne kadar;

- Çocuk gördü istiyor, siz şimdi bir bayrak vermeyecek misiniz ? 

diye ısrar etsem de standın başındaki sözüm ona ak ablamız;

- Hayır veremeyiz sadece üye olanlara dağıtıyoruz.

diye kendinden emin bir cevap verince bende;

- Tamam anlaşıldı.

deyip oradan ayrıldım ve kızımı eve getirdim. Sonra bu olayı yazmaya karar verdim ve yazmaya başlamadan evvel tekrar aynı yere gidip standların resimlerini de çektim. Çünkü biliyorum ki bu yazıyı bir ak yetkili gördüğünde bana hak verecek ve bu ayıba ayıp diyecektir...

Son olarak diyeceklerim; malüm seçim arefesindeyiz ve tabiki her partinin ilgili kişileri oy kazanmak için çeşitli faaliyetler yürüteceklerdir. Fakat sen çocuk parkına stand kurup ak partiye üye olanların çocuklarına bayrak verip, üye olmayanların çocuklarına vermeyerek bir çocuğun gönlünü kırıyorsan ve hele de bu vermediğin bayrak bir Türk Bayrağı ise senin yaptığın şey bu makalenin başlığında yazandan başka birşey olamaz...



Depresyon Nedir? Nelere Sebep Olabilir? ve Nasıl Tedavi Edilir?

Mayıs 16, 2018 Yorum Yap
Depresyon kısaca; duygulanımda ve elem tarzında çökkünlük, ilgi ve istek kaybı, olumsuz düşünceler ve davranış bozuklukları ile belirli çeşitli ruhsal ve bedensel belirtilerle kendini gösteren psikiyatrik bir hastalık olarak tanımlanabilir.




Depresyon nelere sebep olabilir ?

Yaşam kalitesini düşürür: Kişinin yaşama sevinci azalır, günlük işlerinden ve insan ilişkilerinden zevk alamaz hale gelir, iştah azalır ya da artar fakat yediklerinin tadını alamaz. Depresyondaki bir insan sıklıkla yoğun sıkıntı, isteksizlik, kararsızlık, yetersizlik ve çaresizlik hisseder. Uyku bozuklukları, cinsel isteksizlik, iştah bozuklukları, halsizlik gibi olumsuzluklar görüldüğünden günlük yaşamı mahfedebilir.

İş hayatını büyük ölçüde etkiler ve parasal kayıplara sebep olur: Kişinin çalışma isteği kaybolur, en sevdiği uğraşları bile anlamsız geliyordur, işine yoğunlaşmasında güçlük vardır. Zaman zaman tabloya eklenen huzursuzluk sinirlilik ve alınganlık iş ortamında kişiler arası ilişkilerin bozulmasına neden olabilir. Buna sıklıkla ast ve üstleriyle çatışmalar da eklenir.

Uyum bozukluğuna sebep olur: Depresyondaki bir hastada sosyal çekilme, içe kapanma, yalnız kalmayı tercih etme, dost ve arkadaşlarından uzaklaşma görülür. Depresyon uzun sürdüğünde kişi sosyal statüsünü kaybetme ile karşılaşabilir.

Alkol ve/veya madde bağımlılığı başlayabilir: Depresyon sebebiyle yaşanan sıkıntı ve acıları giderebilmek için kişi sıklıkla alkol, uyuşturucu madde ya da sakinleştirici ilaçları bir gereklilik olarak görebilir. Bu bağımlılıklar ile geçici olarak da olsa sıkıntılar azalmıştır. Ancak hem öğrenme davranışı hem de alkol ve kullanılan maddenin bağımlılık yapıcı etkisi ile kötü kullanıma geçiş çok kolay olur.

İntihar girişimleri yaşanabilir: Depresyonun ağırlaşması ile kişi dayanılmaz bir acı çekmeye başlar, kabul edilen en geçerli intihar sebeplerinden birisi bu acılardan kurtulmaktır. Ölüm tek kurtuluş olarak görülmektedir.

Depresyonun sıklığı nedir?

- Depresyon en yaygın ruhsal hastalıklardan biridir. 
- Her yaş grubunda görülebilir. 
- Depresyon kadınlarda erkeklerden iki kat fazla görülür 
- Depresyon 50 yaşın üzerinde ölüm hızını dört kat arttırır. (Depresyonda olan kalp hastalarında ölüm oranı, olmayanlara göre 4 kat daha fazladır.)
- Toplumda yaygınlık oranı : erkekler için %2-3, kadınlar için % 4,5-9,3 ‘tür. 
- Kalıtımsal etkenler önemlidir. Ailevi yüklülüğü olanlarda depresyon 1.5-3 kat daha fazladır.
- Yaşlı nüfusta (> 65 yaş) en sık psikiyatrik sorundur.
- Yaşlı nüfusun % 10-15'inde anlamlı derecede depresif belirti vardır.
- Depresyon görülme sıklığı ırk, kültür, ülke, coğrafi bölge farklılığına göre anlamlı olarak değişmez, hemen her yerde aynı orandadır.

Depresyon tedavisi nerede yapılmalıdır?

Hastalığın sık görülmesi nedeniyle birinci basamak sağlık kurumlarında yani sağlık ocakları ve aile hekimlerince yapılmalıdır. Gerektiğinde Psikiyatri uzmanı tarafından tedavi edilmelidir.

Hastalar neden hekime depresyon nedeniyle başvurmazlar?

Hastalığın inkarı ve sosyal anlamda etiketlenme korkusu

Depresyona sebep olan faktörler nelerdir?

Kalıtım
Nörokimyasal değişiklikler (Noradrenalin, Dopamin, serotonin)
Gelişimsel nedenler (Psikodinamik) (Erken çocukluk kayıpları, temel güven duygusunun kaybı, vb..)
Bilişsel-davranışçı kuramlar: Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin kendisi, dünya ve geleceği ile ilgili olumsuz algılamaların olması)

Depresyonun alt tipleri:

Melankolik özellikli: Halsizlik, uykusuzluk, iştahsızlık, huzursuzluk ön plandadır.
Psikotik özellikli : Sanrı ve hallusinasyonların eşlik ettiği depresyonlardır.
Mevsimsel özellikli : Arka arkaya en az iki depresyonun yılın aynı mevsiminde ortaya çıkması. Genellikle sonbahar ve kış aylarında görülür, ilkbahar ve yaz aylarında iyileşme olur.
Doğum sonu depresyonu : Doğumu takiben ortaya çıkan depresyondur.
Distimi : En az iki yıl süren hafif şiddette depresyondur.

Depresyon belirtileri nelerdir?

Çökkün duygudurum (elem, keder)
İlgi, istek kaybı: Önceden yapmaktan zevk aldığı iş ve uğraşılardan zevk alamama.
İştah değişiklikleri: İştahda artma ya da azalma olabilir.
Cinsel ilgi azalması: Cinsel isteksizlik.
Uyku değişiklikleri: Uykuda azalma (uykuya geç dalma, gece uyanmaları ya da sabah erken uyanma), uykuda artma (Erken uyuma, geç kalkma, gündüz uyuma isteği)
Enerji kaybı, halsizlik: Günlük işleri yaparken güçlük çekme.
Bedensel belirtiler: Çarpıntı, nefes alamama, boğulacak gibi olma, uyuşma ve karıncalanmalar, bayılma hissi, bel ağrıları, baş ağrısı
Anksiyete (kaygı): Kendi başına bir hastalık olmasına karşın, bir belirti olarak depresyona eşlik eder. Kötü bir şey olacakmış hissi olarak tanımlanabilir.
Bellek ve konsantrasyon güçlükleri : Dikkatini toplamada güçlük, dalgınlık, unutkanlık, kendini bir işe verememe şeklinde görülür.
Sinirlilik: Önceden makul karşıladığı durumlara sinirlilik davranışı gösterme.
Suçluluk duyguları: Önceden yaptığı hataların anımsanması ve bu nedenle kişinin kendini suçlaması, günahkar görmesi.
Yetersizlik çaresizlik Düşünceleri: Kişi kendini yetersiz, çaresiz, değersiz görmeğe eğilimlidir.
Ölüm düşünceleri: Kişinin aklına sık sık ölüm düşünceleri gelmektedir, bazen “ ölsem de kurtulsam” şeklinde düşündüğü olur.

Depresyonun Seyri

Majör depresyon hecmelerle seyreder
Tedavi edilmediğinde 9-12 ay kadar bir sürede kendiliğinden iyileşir ya da kronikleşebilir.
% 5-10 ‘ u manik hecme geçirebilir.
Stres etkenleri depresyon hecmelerini tetikleyebilir.

Depresyon Nasıl Tedavi Edilir

İlaç Tedavileri
Psikoterapiler (Dinamik, Bilişsel, Davranışçı)
Diğer tedaviler (Elektrokonvulzif tedavi, ışık, uyku tedavisi)

Sonsöz

Depresyon deyip geçmemek lazım, zira insanı ölüme kadar götürebilen bu hastalık kişinin kesinlikle kendi başına aşabileceği bir durum değildir. Her ne kadar ilaç ve psikoterapiler ile tedavi edilebiliyor olsa da hasta yakınlarına da büyük görevler düşmektedir ve tedavi olup iyileşmiş bir depresyon hastası ailesi ve yakınları tarafından titizlikle takip edilmez ise hastalık büyük oranda yeniden nüksedebilir.

Ayrıca Dr. Serkan Karaismailoğlu'nun depresyonu yenmek isimli bir videosundaki şu sözleri en basit haliyle olayı özetlemektedir;


Dışarıdan anlaşılmasada depresyona girmiş insanlar büyük bir mücadele vermektedir. Depresyondaki bir insana; "Neden bu kadar karamsarsın baksana dışarıda mükemmel bir hayat var" demek,  Nefes darlığı çeken bir insana; "Neden bu kadar zorlanıyorsun ki baksana dışarıda her yer hava" demek gibidir. Yani mesele sanıldığı kadar basit değildir ve bu insanların ciddi desteğe ihtiyacı vardır..

Sağlıklı ve sorunsuz bir yaşam dilekleriyle..


Yarın Üzülmemen için Bugün Unutmaman Gerekenler

Nisan 30, 2018 Yorum Yap


Sana Söylenenleri ve Yapılanları Asla Unutma..

Kendini İyilik Elçisi Zanneden ve Mesele Kendisi ile ilgili Olmayan Her Konuda Fikir ve Yorum Sahibi Olanları Unutma..

Kendilerine bakmadan seni eleştirenlerin söylediklerini asla unutma fakat kafaya da takma..

O ne dedi bu ne diyecek diye geçen onca zaman ve onca derdin sıkıntının sonrasında; bu hayata sadece kendin için geldiğini ve ölünceye dek en önemli şeyin sadece kendin olduğunu asla unutma…

Kin tutamayan sen; sular durulunca hemen yumuşadın, hemen affettin ve  hemen unuttun. Fakat senin en ufak hatanı bile hiç unutmayıp her defasında dile getirenlerin söylediklerini ve yaptıklarını Asla Unutma…

Denedin ve gördün; en yakınındaki insan bile az bir yokluk görmeye dursun hemen huzursuzluk çıkarıp, sırt çeviriyor. Oysa biraz para gösterdiğinde hemen yumuşayıp yelkenleri indiriyor. Sana paracıl değil insancıl kişiler gerek unutma..

Para, alkol yada uyuşturucu kötü şeyler olsa da, insanlar kadar kötü olmadığını ve insanlar tarafından yapıldığını unutma..

İnsanlar kötüdür, insanlar nankördür ve insanlar iyiliği hemen unuturken, kötülüğü asla unutmazlar. Seçim yapman gerektiğinde ya hiçbişey yapma yada kötü insan olmayı tercih et, yoksa sonra üzülen  sen olacaksın unutma…

Bir zamanlar ölmeyi ve öldürmeyi istemiş olsanda, onlar ne hapis yatmaya nede ölmeye değecek insanlar asla olmadılar. Şimdi bunun farkına varmış olarak “iyiki” diyerek yaşa..

Verdiğin yanlış kararların seni bugün nasıl bir noktaya getirdiğini ve tüm bu sıkıntıların sebebinin kendi yanlış kararların olduğunu Asla Unutma..

Kimseye bağlı kalma, kimseye mecbur hissetme ve kendini asla kısıtlama.. Kimseyi kazanmaya çalışma ve imkanlarını değil, seni sen olduğun için seven insanlara zaman harca.

KENDİNE HEDEFLER BELİRLE ve BU HEDEFLER İÇİN YILMADAN ÇALIŞ, EĞLENCEYİ HEP ERTELE FAKAT İŞLERİ ASLA...

ve


DÜŞÜNMEDEN KONUŞANLAR, KONUŞTUKTAN SONRA DÜŞÜNMEYE MAHKUMDURLAR UNUTMA..!

Kaderimiz Kimin Elinde ?

Nisan 08, 2018 Yorum Yap
Yarın ne olacak diye düşünmekten bugünün tadını çıkaramıyoruz çoğu zaman...

İnsan çocukluğunda biran önce büyümek ister, büyüyüp özgürce istediği gibi doyasıya yaşamak, oysa çocukken özgürdür insan; bilmez ki büyüdüğünde başlar sıkıntılar. İlk telaşesi okul yıllarıdır biran önce bitirip işe atılmak ister. İş hayatına başladığında hiç bitmeyen yükselme arzusu ve hep daha çok kazanma hırsı ile geçen her gün biraz daha haklaştırır o kaçınılmaz güne ve her istediğini yaparken geçen günlerin ardından sadece yapabileceği şeylerle mutlu olabilen insan oluverir.

Bazen düşünüyorum da aslında her insanın hayatta iki seçeneği var ya huzurlu ve mutlu bir hayat yada çok şeye sahip olma arzusu ile sürdürülen ve sürekli mutlu olmak istenilen bir hayat..

Huzur ve mutluluk isteyen hemen herkesin sahip olup koruyabileceği bir seçim lakin çok fedakarlık da gerekiyor. Öte yandan huzur ve mutluluğa nasıl sahip olunabileceği de bir diğer önemli husus. Şahsen ben; onca çalkantılı günlerin ardından bugünüme bakarak tek huzur ve mutluluk kaynağımın ailem olduğunu gayet emin bir şekilde söyleyebiliyorum. Hani deseler falanca milyarder tüm mirasını sana bırakacak ama gidip bir daha geriye dönmeyeceksin, 1 saniye düşünmeden reddederim. Para ve şöhret insanın hayatında birkaç kez sahip olabileceği ve bazen birkaç kez kaybedebileceği şeyler iken, hayatımızdaki sevdiğimiz insanların yeri asla dolmuyor ve bir kere kaybettin mi bir daha yerine kimse konmuyor...

Aslında bugün farklı bir konudan bahsetmek istiyordum fakat sözcükler bir biri ardına sıralanıp okuduğunuz bu dizeleri oluşturur verdiler. Gerek iş yoğunluğu gerek ailesel faktörler sebebiyle uzun zamandır makale yazamıyorum. Fakat birkaç gün önce başımdan geçen bir olay sonrası mutlaka yazmalıyım diye düşündüm.

Bir süredir olumsuzluklar peşimi bırakmıyor, gerek yapmaya çalıştığım işler gerekse aile ve eş dost ortamında yaşanan sıkıntılar beni bir hayli çıkmaza soktu. Helede yıllardır beynimi esir alan kaygı bozukluğu denen bir illet hayatımı mahfetmeye fazlasıyla yetiyor. Annemin çok kullandığı bir laf var; "boşa koyuyorum dolmuyor, doluya koyuyorum almıyor" tam anlamıyla beni anlatan bir söz haline geldi ve bu sıkıntılardan nasıl kurtulacağım ? nerede yanlış yapıyorum ? neden hayatım düzene girmiyor diye düşünürken sevdiğim birkaç insanın ısrarları üzerine bir hocaya gitmeye ikna edildim..

Konuyu oraya getireceğim ki; cinler hayatıma müdahale ediyor olabilir miydi ? Kimine göre kesinlikle onlar sebebiyle hayatım böyle kötü gidiyor, bana göreyse yaptığım yanlış seçimler ve verdiğim yanlış kararlar yüzünden hayatımı kendi ellerimle bu noktaya getirdim. Lakin hayatımdaki yanlış kararların sebebi çoğunlukla yaşadığım psikolojik rahatsızlıklar diye düşünüyorum...

Velhasıl; gittiğim hoca Allah dostlarından ve peygamber soyundan gelen bir zat imiş. Onca işimin arasında gittim hoca efendiyi görmeye fakat gördüklerim karşısında hayatımdaki en büyük zaman kayıplarından birini yaşadığıma emin oldum...

Kaderimiz Kimin Elinde ? diye başladığım bu yazıyı şuraya getireceğim; kaderimiz bizim elimizde öyle ki; birşeyi konuşmadan yada yapmadan önce düşünmezsek sonrasında mecburen düşünmek zorunda kalıyoruz. Çoğu beş para etmez insanı kendimiz gibi iyi zannediyor, menfaatler bitiminde yaşadığımız üzüntülerle bir daha kimseye güvenmeyeceğim deyip sonra yine birilerine güveniyor ve yine yanılıyoruz..

Paranın değil sadece huzurun peşinde koşarak ve kendini yarış atı zanneden sözüm ona eşşekleri hayatımıza sokmayıp, yanımıza yöremize sokulmuş olanlarında kıçına tekmeyi vurup sadece ailemiz vc bizi biz olduğumuz için seven dostlarımıza zaman ayırarak yaşadığımızda asıl mutluluğu yakalayacak, başarılı bir hayata giden o yola kesinkez girip bir daha başka yollara ve çıkmaz sokaklara sapmayacağız... 

Esen Kalın.

Gitmek Gerek Bazen..

Şubat 03, 2018 Yorum Yap
Bırakmak gerek bugünlerde, işi, gücü, sevgileri aşkları, parayı pulu, insanı, insancıkları.. 

Gözün görmeden, kulağın duymadan ve arkana bakmadan gitmek gerek buralardan. Nereye olduğunu bilemediğin yollara, gitmene neden olan sebepleri sahibine bırakarak çıkmak gerek yola. Kimseyi yanına katmadan kendini bile olduğun yerde bırakarak gitmek.

"Gitmek gerek bazen.
Bazen buralardan
Bazen bu zamandan
Bazen bu yerlerden
Bazen herkesten her şeyden..."

Tanıdık tanımadık her yerden her şeyden gitmek gerek.
Neresi olduğunu bilmediğin yerlere nereye çıkacağını bilmediğin yollara sapmak gerek. Kaybolunca sormamak gerek kimseye neresi diye. Durunca kalmak gerek oralarda. Ayakların seni götürene kadar kalmak. İçinden yeniden gitmek gelen kadar durmak gerek orada. Kim ne derse desin umursamadan hatta herkese bir şey söyleyerek gitmek gerek "ben gidiyorum" diyerek. Kiminin gözünün yaşına bakmadan kiminin gözünün içine baka baka gitmek gerek.

Ne kimseden kaçarak ne yaşama koşarak sadece yola çıkmak gerek adı gitmek olsun diye.
Zaman mekan aramadan yer iz yol sormadan canını savurmak her istediğin yere.

Gidiş o gidiş olmalı..
Ağlamaktan üzülmekten çare olmadığını görüp gitmeli neresi olduğunu bilmeden... Hayalini kurduğum sevgilerin yaşandığı, aradığım insanları bulduğum, kaybettiklerimi gördüğüm yerlere gitmeli. Benim olsun olmasın fark etmeyen ama beni koşulsuz sevebileceklerin yanında almalı soluğu...

Saçımın şekline, gözümün rengine aldırmayanların, görünüşüme değil benim derdime bakanların olduğu diyarlara gitmeli. Para pulun hüküm sürmediği ahbabın eşin dostun önemli olmadığı sadece sen olmanın kıymetli olduğu yerlere gitmeli. "o bu şu ne der" diye düşünmeden "onun bunun şunun derdini tasasını çekmeden" mutluluğun kral olduğu, huzurun hüküm sürdüğü yerlere gitmeli...

Aslında insandan gitmek gerek.
En önemlisi insanı bırakıp gitmek.
İnsanı insandan çok yoran bitiren sindiren başkası var mı?
Durduk yere sebep aramadan insanı insanlığından eden var mı?

Ben gitmeliyim!
İnsanı bırakıp gitmeliyim
En azından gitmeye çalışmalıyım
Sadece kendimi almalıyım yanıma
Bazen onu da bırakırım gittiğim yollarda
Baktım olmuyor bensiz olmak, geri dönüp alırım bıraktığım yollarda
Benin dışındaki her şeyi herkesi boş verdim...
Yoruldum taşıdığım insan yüklerinden
Yoruldum bana yük olan insan siluetindekilerden.
Nereye gitsem peşimi bırakmayanlardan
Peşimde olmasa da izimi sürenlerden.
Hayatımda olup ta, hayatımı anlamayanlardan
Gitmeliyim...

Aslında gitmek hep gerekli, bazen değil. Her yere ait olmak gerek bir yere değil.
Kendine hesap vermek gerek etrafa değil. Kendinden sorumlu olmak gerek herkesten değil.
Yaşamak için gitmek gerek.
Yaşamı anlamak için gitmek gerek.
Anlaşılmak için gitmek gerek.
İnsan olmak için gitmek gerek.
Sormayın işte nedenini
En çok
Gitmek gerektiğinde gitmek gerek..


Derleyen ve yazan; Afet Ergü